Regl döneminde tüketilmesi gereken besinler 

İşinize uygun doğru saç rengi nasıl seçilir?

Bavul hazırlanırken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir

TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ KADIN CEO’LARI BULUŞMASI

Ev Hanımlarına Kendi İşlerini Kendileri Kurabilmeleri İçin Faizsiz Kredi Yardımı

Kırışıklıklardan kurtulmak için doğal yöntemler

Pop Dünyasının Yeni Nesil Dev İsimleri Bir Arada

Sermayesiz İş Fikirleri Nelerdir?



Çalışan Anneler ve Çocukları

Çalışan anneleri sayısının giderek arttığı günümüzde, bu sürecin anne ve çocuk psikolojisi açısından en doğru ilerlemesi için neler yapamanız gerektiğini hep birlikte inceleyelim.

Günümüz dünyasında hem çalışmak hem de çocuk sahibi olmak son derece zordur. Hem anneliğin hem de iş kadını olmanın insanın omzuna yüklediği sorumluluklar ile başa çıkmak gerçekten sabır isteyen bir durumdur. Böyle durumlarda ne yapacağını bilemeyen ve panikleyen anneler için bizler de bu hafta ?´ çalışan anneler ve bebekleri´´ konusu için uzman pedagog Zehra Yılmaz ile uzun bir görüşme gerçekleştirdik.

 Bazı çalışan anneler doğum sebebi ile çalışma hayatına daha sonra tekrar dönmek üzere kısa bir ara veriyor. Bu anneler ve bebekleri için işe geri dönme açısından en uygun zaman nedir?

İlk olarak şunu belirtmek gerekir ki bebeğin annesine en fazla ihtiyaç duyduğu dönem 0 ile 3 yaş arasında bulunduğu dönemdir. Bu dönem içerisinde bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için anne mümkün olduğu kadar onun yanından ayrılmamalıdır. Çocukların eğitiminde hiç şüphe duymaksızın en önemli paya sahip olan anneler, 3 yaşına kadar bebeklerinin sadece fiziksel değil; psikolojik ve zihinsel gelişimde de büyük bir rol oynamaktadır. Yaş ilerledikçe bebeğin yavaş yavaş annesine olan bağlılığının azalması ile birlikte özellikle anaokulu çağında çocuğun dışa yönelme dönemi başlayacaktır. Çocuk her ne kadar dışa yönelmeye başlasa da ortaokul çağına kadar annesine ihtiyaç duyacaktır. Özellikle ülkemizde gün geçtikçe yaşam şartlarının zorlaşması annelerin doğumdan bir süre sonra geri işe dönmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Fakat bebek sahibi olan annelerin uzun saatler boyunca çalışması doğru ve sağlıklı olmayacağından çalışma saatleri olabildiğince kısa olmalı, part- time çalışma şartlarının sağlanması gerekmektedir. Bu sayede hem bebek doğduktan sonra ilk birkaç yıl annesinden çok uzun saatler boyunca ayrı kalmayacak hem de anne iş hayatından geri kalmayacaktır. Bu durumda annelerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta çocukları ile çok zaman geçirmeleri değil, nitelikli zaman geçirmeleri olacaktır.

Çalışan bir annenin çocuğu olmak çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyebilir mi?

Bazı hamile kadınlar çocuklarının doğumundan hemen sonra çalışmayı temelli olarak bırakırken bazı anneler ise sadece belirli bir süre iş hayatına ara verip daha sonra tekrar çalışmaya başlamaktadır. Her iki durum da tamamen annenin kişisel isteklerine bağlıdır. Annesi çalışan ya da çalışmayan çocuklar arasında hiçbir psikolojik farklılık olmayacağı gibi yie kişilik özelliklerine bağlı olarak çocuklarda farklılık da olabilmektedir. Bu durumun asıl nedeni annelerin çocuklarına ne kadar fazla vakit ayırdığı değil,ne kadar kaliteli vakit ayırması ile ilgilidir. Eğer anne ve çocuğu birlikte olduğu zaman boyuna sadece evde oturup kaliteli zaman geçirmezse, bu zaman diliminin çocuk açısından hiçbir artısı olmayacaktır. Anne ve çocuğu beraber olduğu zamanlar en azından soru ve sorunlarla ilgilenilmelidir. Çalışan kadınlar kendi çocukları ile geçirebilecekleri kısıtlı zaman dilimini kaliteli bir şekilde geçirirse, bu çocuğun gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Ancak bu durumun kadının çalışma saatleri, evde olduğu saatler ve çalışmadığı zamanlarda sahip olduğu ruh hali ile de yakından etkilidir.  Çalışan ya da çalışmayan bir annenin genel olarak ruh halinin sinirli, yorgun, mutsuz ve bezgin olması çocuğunu da son derece olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu sebeple anneler çocukları ile geçirdikleri zaman diliminde kendi sorunlarını, iş sorunlarını ve kişisel sorunlarını düşünmek yerine tamamen çocuğu ile ilgilenmeli; ona karşı sevgi dolu, anlayışlı ve sevecen bir tutum sergilemelidir. Kısacası bu gibi durumlarda önemli olan annenin çalışması ya da çalışmaması değildir. Önemli olan annenin çocuğu ile beraber geçirdiği zamanların kaliteli olmasıdır.

Çocuğu büyükanneye mi yoksa bakıcıya mı bırakmak daha uygun?

 ?´Çocuğu büyükanneye mi yoksa bakıcıya mı bırakmak daha uygun?´´ sorusunun cevabı tabii ki her aileden aileye değişkenlik gösterecektir. Genellikle ülkemizde çalışan kadınların yoğun olarak bulunduğu büyük kentlerde 0-5 yaş arası için kreşler, eğer işyeri ve ev yakın ise bakıcı ya da aile büyüklerinden (babaanne, anneanne ya da herhangi bir akraba) çocuk bakımına yardımcı olabilecek biri varsa o kişinin bu sorumluluğu üstlenmesi beklenmektedir. Çalışan annelerin çocuklarına kimin bakacağını düşünürken dikkat etmesi gereken en önemli noktalar; çocuğun alacağı eğitim ve kalitesi, çocuğun sevgi ve ilgi ihtiyacı ve çocuğun rahatlığıdır. Günümüz dünyasında genellikle çalışan anneler çocuklarını teslim etmek için ilk önce aile büyüklerine ve akrabalara başvurmaktadır. Çocuğun bakımında en önemli olan noktalardan biri de çocuğun aileden gelen eğitim anlamında tutumun çocuğa yansıtılmasıdır. Yani kısacası eğer çocuğa bakan bakıcı ya da aile büyüğü, anne ve babanın izin vermediği noktalarda izin veriyorsa ya da anne ve babanın hayır dediği bir şeye evet cevabı veriyorsa bu durumda eğitimsel bir sorun ortaya çıkacaktır. Bu nedenle çocuk her istediğinin yapılmasına alışacaktır.

Çocuğa bu durumu (annenin niçin her gün işe gittiğini) nasıl açıklamak gerekir?

Çocuklar gün geçtikçe büyüyen ve hızlı bir şekilde gelişen bir yapıya sahiptir. Çocukların dil gelişimi de belirli bir düzeyde geliştiğinde sürekli olarak sorular sormaya başlar. Her geçen gün farklı ve daha çok soru sormaya başlayan çocukların merakı da sürekli olarak artmaktadır. Çocuğa verilecek olan cevaplar, onun yaşı göz önünde bulundurularak verilmelidir. 3 yaşında ya da 6 yaşında çocuğun sorduğu sorular değişeceği gibi ona verilecek cevaplar da değişmelidir. Küçük yaşlardaki çocuklara daha kısa ve et cevaplar verilmelidir. Örneğin çocuk her gün annesinin neden evden çıktığını sorduğunda ?´para kazanmak için´´ cevabı verirseniz bu cümleyi çocuğunuzun anlayıp anlamayacağına dikkat etmeniz gerekmektedir. Her çocuk farklı şekilde gelişimini sürdürmektedir. Her aile kendi çocuğunun neyi anlayacağını iyi bir şekilde tahmin edebileceğinden ona en uygun cevabı vermelidir. Eğer çocuk sorduğu bir soru karşısında aldığı cevabı yeterli buluyorsa bu konuyu üstelemeyecek ve susacaktır. Ancak çocuk ailesini verdiği cevabı anlamaz ya da yeterli bulmazsa kesinlikle bu konu hakkında soru sormaya devam edecektir. İlk olarak anne işe tekrar başladığında çocuğa akşam tekrar eve geleceği, onunla vakit geçireceği ve oyun oynayacağı öğretilecektir. Buna rağmen genellikle çocuklar bu durumlarda sürekli olarak ağlar ve annesinden ayrı kalmak istemez. Fakat zamanla çocuk, annesinin gerçekten eve döndüğünü görerek bu duruma alışacak ve ona güvenecektir. Anneler ve babalar unutmamalıdır ki ilk zamanlar tüm ailelerde bu adaptasyon sorunu yaşanmaktadır. Bu durum sadece annelerin işe başlamasında değil, daha birçok farklı olaylarda ve durumlarda da yaşanabilmektedir.

 Çocuğu çok erken yaşlarda yuvaya vermek doğru mu?

Anne ve babanın çalışmasına bağlı olarak çocuğun küçük yaşlarda yuvaya verilmesi; çocuğun teslim edileceği kurumun nitelikli olup olmamasına göre olumlu ya da olumsuz bir davranış olarak değişim göstermektedir. Tercih edilen yuva çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik olarak gelişimini destekleyen, sosyal aktiviteler sunan ve çocuğun büyümesinde önemli bir rol oynayan bir kurum ise çocuğu erken yaşlarda yuvaya vermek doğru bir seçim olacaktır.  Bu sorunun asıl cevabı ise aileler tarafından verilmektedir. Hem ekonomik yönden yeterli olmaları hem de istek ve ihtiyaçları doğrultusunda bu karar verilmelidir. Bazı aileler babaanne, anneanne ya da bir akrabayı tercih ederken bazı aileler ise çocuklarını yuvaya ya da kreşe vermeyi tercih etmektedir. Eğer çocuk biraz daha büyükse; yaklaşık olarak 5 ya da 6 yaşlarında ise anaokulu hem aileler için hem de çocukları için yapılabilecek en doğru tercih olacaktır.

2 yaş sendromu (inatçılık, huysuzluk) neden olur?

0-2 yaş arasındaki bir çocuk yavaş yavaş birey olduğunun farkına varmaktadır. Zaman içerisinde becerilerini insanlar ile iletişim sırasında kullanan çocuklar kendi isteklerini yaptırma,kendine ait olan şeyleri belirtmeye başlamaktadır. Hatta bu çağdaki çocuklar bazen başkalarının konuşmasına bile fırsat vermek istemezler. Bu dönem çocukların dil gelişimi için en önemli dönemdir. Aileleri hayır derken ısrarla evet deme, onlarla adeta bir söz düellosuna katılma ve ısrarla kendi istediğini yaptırmaya çalışması bu dönemdeki çocukların en sık karşılaştığı durumdur.

 Bu dönemlerde aşırı inatçı olan çocuklarla baş etmek için nasıl davranmalı?

Bu dönem içinde anne ve babalar istikrarlı olmaya özen göstermelidir. Çocuklarının isteği çok absürt bir durum değilse ona evet demeli, inatlaşmaya çalışılmamalıdır. Çocuk zaman içerisinde bu duruma alışarak inatlaşma davranışından vazgeçecektir.